evden eve nakliyat, araç kiralama

Uzunköprü’de vatandaşın  gündeminde terminal yok!

Uzunköprü’de vatandaşın gündeminde terminal yok!

İŞBİLEN BÖYLE BİR UYGULAMAYI HAK ETTİ Mİ?

İŞBİLEN BÖYLE BİR UYGULAMAYI HAK ETTİ Mİ?

İCMALLER  ASKILARDAN İNDİ

İCMALLER ASKILARDAN İNDİ

UZUNKÖPRÜ’NÜN GURURU

UZUNKÖPRÜ’NÜN GURURU

Ekim nöbetinde kritik yıl

Ekim nöbetinde kritik yıl

YENİ DERTLERE MERHABA
  • AhmetAcaroglu
    • Ahmet Acaroglu
    • yeniadalet@yahoo.com
    • 9 Ocak 2020 - 10:37:57

Eskiden önemli günler için tebrik ve kutlamalarımızı mektuplarla yapardık.
Manyetolu telefonlar yaygınlaştı daha sonraları. Dostunuz biraz uzaktaki illerden birinde yaşıyorsa, bağlantınız ancak iki üç saat sonra gerçekleşirdi. Yoğunluk varsa hatlarda,
bir sonraki gün denerdik şansımızı.
Ama olsun, gitmesi bir hafta ,hemen karşılığı yazılırsa gelmesi de bir hafta süren mektuba göre çok hızlı sayılırdı o telefonlar. Günümüzde mobil telefonlar veya internet vasıtasıyla binlerce kilometre ötedeki arkadaşınızla anında, sanki evin öteki odasıyla sohbet ediyormuş gibi, üstelik görüntülü konuşabiliyorsunuz.
Milenyum çocukları ne kadar şanslı.
Ey bilim ve teknoloji, sen nelere kadirsin demekten kendini alamıyor insan.
Değerli dostlar, kullandığımız araçlar değişse de tüm zamanlarda değişmeyen klasik kutlama cümleleri vardır. Evlenmelerde; “bir yastıkta kocamak” gibi, doğumlarda; “analı babalı, dedeli nineli büyüsün” gibi, ölümlerde; “geride kalanlara baş sağlığı, gidene cennet mekan olmayı dilemek” gibi…İyilikler temenni etmek, güzellikleri öne çıkarmak, hayırlara vesile olmak, insanlara bir parça umut aşılayabilmek ne güzel bir yaşam felsefesidir.
Ne diyor Ömer HAYYAM: “Çoğaltmak lazım gökyüzünde kuşları, suda balıkları, yüzlerde gülümsemeyi, kalplerde sevgiyi, dünyada iyi olan, güzel olan her şeyi…”
Yılbaşı kutlamaları için de öyle yaptığınızı düşünüyorum. Bütün sıkıntıların 2019 takvimiyle birlikte geçip gitmesini, yeni yılın tüm sevenleriniz, tüm insanlar için sağlık, esenlik, bolluk, bereket, barış ve huzur getirmesini istediniz Tanrı’dan. Olmayacağını bile bile hem de. Tıpkı benim gibi. Hiç şüpheniz olmasın ilk insandan beri vicdanımızın sesidir bu cümleler, gönüllerimizin duası. Ama Kabil Habil’i öldürdü. Peygamber çocuklarıydılar üstelik ve kardeştiler. O günden beri bitmedi kavga, bitmedi hasetlik ve fesatlıklar. Makam mevki düşkünlüğü, mal mülk sevdası, hegemonya davası, ego ihtirası, nefsin firavunlaşması, velhasıl gözümüzü kör eden, vicdanları taşlaştıran şu dünya tutkusu tüm insani değerleri ve duyguları mefluç hale dönüştürüyor, toplumun ruh sağlığını ve huzurunu yok ediyor.
Yeni yılı sadece maytaplar, havai fişekler, coşkulu konserlerle değil aynı zamanda bombalarla karşıladık yine. Bağdat’ta, İdlib’te, Somali’de kan aktı yine.Anlıyoruz ki; siyonizmin tütsülediği ahir zaman tiranları, yeni yılda da dilek ve temennilerimizin katline, üstelik de yine bizim kanımızla ferman yazacaklar. Batılı vampirler hümanist ninnilerle uyuttukları mazlum halkların kanını emerken, vahyin diriltici soluğundan habersiz formel Müslümanlar da mezhep fanatizmiyle birbirini boğazlamaya, onların mönüsüne meze olmaya devam edecekler. Yazık ki, ne yazık!
Orta Doğu’da her taşın altından Kasım Süleymani çıkıyormuş,doğrudur. ABD’nin Bağdat Büyükelçiliğinin işgalinde, Hizbullah’ın, Eş-Şebab’ın arkasında da o vardı. O, Suriye’de Mehmetçiğin karşısında pkk-ypg ile beraberdi. Somali’de şii Eş-Şebab terör örgütünün üstlendiği, aralarında 2 Türk’ün de bulunduğu ve 81 kişinin öldüğü bombalı saldırıdan sonraki açıklamada Arap halkından özür dileyen
o teröristler, asıl hedefin Türk mühendisler olduğunu söylemekten utanmadılar.
Çünkü batının beslemesi oldukları için mezhep fetişizmi ile hareket ediyor ve Müslüman kanı akıtmaktan sünni el-Kaide serserileri gibi sadistçe zevk alıyor, bunu cihat sayıyorlar.
ABD’li bir güvenlik uzmanı ; ”bizim için Orta Doğu’da en önemli strateji, şii-sünni çatışmasını körüklemektir.” derken gözlerimizin fal taşı gibi açılması gerekmiyor mu? Bakın azil süreci yaşayan ve bir çok konuda kendi ülkesinde bile hakları kısıtlanan çılgın ve densiz Trump, İran’ın uranyumu zenginleştirme programına ve nükleer silah geliştirmesine izin vermeyeceklerini söylerken aynı tavrı ve söylemi İsrail’e göstermiyor. Kudüs’ü başkent yapan İsrail’e destek olurken, üç dinin de kutsalı kabul edilen bu şehri Yahudilerin tasallutundan kurtarmak için KUDÜS TUGAYLARI’nı kuran Kasım Süleymani terörist oluyor öyle mi? Irak parlamentosu “yabancı askerler Irak’ı terketsin” kararı alınca bu sefer Irak’ı tehdit eden bu Yanki’ye karşı Kasım Süleymani’nin yanında olmak bir Müslüman için namus borcudur. Doğu Türkistan’a kan kusturan zalim Çin’e karşı, Karabağ’ı işgal eden Ermenilere, Tatar Türklerinin vatanı Kırım’ı ilhak eden
Rus canavarına karşı mazlum ve masum kardeşlerimin yanında olmazsam ben nasıl Türk ve Müslüman olmaktan bahsedebilirim?
İçimiz kan ağlarken bile acıları bal eylemek, bütün zorluklarına rağmen hayata tutunmak, bunca zulüm ve işkenceye rağmen; ”bu da geçer ya Hu!” diyebilmek elbette kolay değil. Ama direniş ruhunu bir ömür boyu canlı tutarak firavunlara baş kaldırmak, zalimin zulmüne karşı Allah’ın merhametine sığınmak ve son nefesi verip giderken bu kahpe dünyadan, ölümü susmaya tercih eden Seyyid Nesimi gibi, darağacında bir Hallac-ı Mansur, Kerbela’da bir yudum suya hasret giden Hüseyin gibi vuslat anında tevekkülle gülümseyebilmek ne büyük bir kahramanlık ve adanmışlık halidir.
“Dert pervasız, felek acımasız, zamanın da dur durağı yok…
Dert çok, dert ortağı yok, düşman kuvvetli, talih düşkün.” diyor ya bir gazelinde Fuzuli.. Olsun be. Ben de Namık Kemal gibi; ”Felek her türlü cefasın toplasın gelsin. Milletim için çalışmaktan vazgeçersem kahpeyim.” diyerek bitireyim. Yeni yıla da, yeni dertlere de merhaba..Her şey gönlünüzce olsun.

  • Etiketler
  • Yorumla

ANKET

Sitem nasıl?

Fotoğraf Albümleri
Video Galerileri
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz