evden eve nakliyat, araç kiralama

DOĞALGAZ’A 26 KM.

DOĞALGAZ’A 26 KM.

BÖLGE TARIMINA REFORM ŞART

BÖLGE TARIMINA REFORM ŞART

BELEDİYE BAŞKANI ÖZLEM BECAN YAVAŞ YAVAŞ ISINMAYA BAŞLADI

BELEDİYE BAŞKANI ÖZLEM BECAN YAVAŞ YAVAŞ ISINMAYA BAŞLADI

İLK VURUŞ BAŞKAN’DAN

İLK VURUŞ BAŞKAN’DAN

Vali Canalp’e ziyaret

Vali Canalp’e ziyaret

MASAL ÇİÇEKLERİ
  • AhmetAcaroglu
    • Ahmet Acaroglu
    • yeniadalet@yahoo.com
    • 29 Aralık 2017 - 12:41:06

Her çağın kendine özgü karakteristikleri mevcut. Sürekli gelişen teknoloji insanların davranış biçimlerini de etkiliyor. Televizyonların, telefonların, bilgisayarların olmadığı veya iyice yaygınlaşmadığı yıllarda ninniler, masallarla büyüyen çocuklar geldi aklıma. Anne çocuk ilişkisi sanki daha bir candan, sıcak ve samimiydi. Anneler belki o zamanlar daha çok yorulur, yorgunluktan bitab düşerdi. Ama çocuğu ile daha fazla haşır neşir olur, ona sıcaklığını gün boyu hissettirirdi. Bugün sosyal hayatımızda çalışan kadınların sayısı arttıkça çocuklar bakıcılara emanet edilmekte, mekanik ilişkiler geleneksel yapımızı bozmaktadır. Ekonomik zorluklar maalesef sevgi, şefkat ve merhamet mağduru bireylerin sayısını çoğaltarak bizim aile yapımızı da zedelemektedir.
Battaniyede sallanarak uyumaya alıştırdığımız çocukları hatırlayınız.
Hani sallamaktan yorulup da artık yavaşladığınız dakikalarda yumurcağın gözlerinin hesap sorarcasına açılıp, hadi sallayın dercesine size bakışını unuttuğunuzu zannetmiyorum. Bazen anneler yere oturup uzattıkları dizlerinde yaşamışlardır bu yorgunluğu, ya da tahta veya süslü beşikleri sallarken biteviye yorgun düşmüşlerdir . Eeee eeee nakaratları ninnilere, ninniler dilek ve temennilere dönüşürken aslında sevgi bağları örülmektedir anne ile can arasında. Ninni deyip geçmeyin, dilini, kültürümüzün değerlerini öğreniyor çocuk. Bu emek ve çilelerdir evladı kıymetli ve vazgeçilmez kılan. Evlatlar bunun farkında değildirler çoğu zaman..Ta ki anne baba oluncaya kadar. Karşılıksız bir fedakarlıktır annelik, bir kutsal adanmışlık.
Bugünün çocukları dijital oyuncaklarla tanışıyorlar gözlerini bu evrene açtıklarında. Anneler babalar erkenden işe gittiklerinden bakıcıların elinde büyüyorlar. En eğitimli, en müşfik bir bakıcı bile olsa verebilir mi bir ana sıcaklığını?. O duygusal bağı kurabilir mi kendi çocuğunu sevdiği gibi. İşin kolayı varken kim gönüllü olur çileye, zahmete bir anne gibi.
Aç bir çizgi film, oturt karşısına, oh sen sağ ben selamet. Bu çocuklar büyüyünce alabiliyor musunuz elinden telefonunu, tabletini, bilgisayar oyunlarından kurtarabiliyor musunuz, internet bağımlılığına engel olabiliyor musunuz?
Ben başaramadım da onun için soruyorum.
Oğlumun adını Orkun koydum. Adı onu atalarının kaynaklarına götürsün diye, yolunu Bilge Kağan aydınlatsın diye. Kulağına ilk ezanı ben okudum. Anne ve babasının adından önce peygamberinin adını öğrendi. Ninnilerini annesi söyledi. Ben daha çok marşlar fısıldadım kulağına. Bana eşlik etti “Çırpınırdın Karadeniz“ i söylerken. “Çankaya yolundayız balam Asya’nın bozkurtları- Gönüllerde aynı ülkü, Tanrı korusun Türk’ü “ derken ben ondan daha çok heyecanlanırdım. Dede Korkut Hikayelerini önüne koydum daha orta okuldayken. Saz kursuna gönderdim bizim türkülerimizi söylesin diye. Heyhat bugün bakıyorum da saatlerce oturduğu bilgisayarın karşısında stratejik oyunların tapınak şövalyesi gibi. Yani bir çok ailenin yaşadığı savrulmanın tutsağı.
Kızım Gülse benim masal çiçeğimdi. Uyumak için yatağına uzandığında kollarını boynuma sarıp; “hadi baba masal anlat “ diye yalvarırdı. Masalcı baba olmuştum sayesinde. İşin ilginç yanı her gece yeni bir masal uyduruyordum. Tamamen orjinal, hepsi bana ait masallar. Siz Dede Korkut Hikayeleri’nin devamı da sayabilirsiniz onları. Üstelik her gece bir önceki masalın kaldığı yerden devam etmek şartıyla. Çünkü ben anlattıkça o yeni sorular soruyor, uyumak bilmiyordu. Bazen uyudu diye anlatmayı bırakınca hemen gözlerini açar, uyuma diye o beni uyandırırdı. Uyku moduna geçince yavaşça yanından kalkar, mışıl mışıl uyurken onu koklar, öperek yanından ayrılırdım. Pembecik yanaklarıyla bir masal çiçeği gibi görürdüm onu. Anne babalar bilir o çiçeklerin güzelliğini, mis gibi kokarlar.
Gülse kızım büyüdü artık. Babası gibi seviyor edebiyatı. Fırsat buldukça da kitap okuyor tutkuyla. Yani telefonda arkadaşlarıyla mesajlaşmaktan vakit kalırsa yani.
Benim verdiklerimi geri çeviriyor. Kendi döneminin genç yazarlarını seçiyor okumak için. Ariana Grande şarkılarını dinliyor büyük bir hayranlıkla.
Ninnilerimiz, masallarımız, türkülerimiz, sazımız sözümüz,obalarımız ozanlarımız, değerlerimiz küserse bize, yine açar mı masal çiçekleri bilemiyorum.

  • Etiketler
  • Yorumla

ANKET

Sitem nasıl?

Fotoğraf Albümleri
Video Galerileri
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz