evden eve nakliyat, araç kiralama

DOĞALGAZ’A 26 KM.

DOĞALGAZ’A 26 KM.

BÖLGE TARIMINA REFORM ŞART

BÖLGE TARIMINA REFORM ŞART

BELEDİYE BAŞKANI ÖZLEM BECAN YAVAŞ YAVAŞ ISINMAYA BAŞLADI

BELEDİYE BAŞKANI ÖZLEM BECAN YAVAŞ YAVAŞ ISINMAYA BAŞLADI

İLK VURUŞ BAŞKAN’DAN

İLK VURUŞ BAŞKAN’DAN

Vali Canalp’e ziyaret

Vali Canalp’e ziyaret

BİTSİN ARTIK BU ÇİLE
  • AhmetAcaroglu
    • Ahmet Acaroglu
    • yeniadalet@yahoo.com
    • 28 Mart 2019 - 13:17:27

“Propaganda kansız bir savaş, savaş kanlı bir propagandadır.” diyor bir sosyal bilimci. Buna benzer bir tanımlama yapan Joseph Göbbells de ; “Çağımızın en güçlü silahı,ne atom bombası, ne de nötron bombasıdır. En güçlü silah propagandadır,propagandadır, propagandadır. Bir yalanı ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanır.” der. Göbbells; dünyayı kana bulayan Hitler’in propaganda bakanıydı.
Bu seçim sürecinde veya yaşanılan her seçim atmosferinde,özellikle de muktedirlerin siyaset diline baktığımızda yukarıdaki tanımlamaya uygun bir çok söylem bulursunuz. Şöyle bir mantık mı sergileniyor acaba:
Seçim bir savaştır. Savaş bir hiledir. Önemli olan seçimi kazanmaktır. Kazanmak için her yol mübahtır.
Buna iftira, hakaret,karalama, küçümseme, tehdit, suçlama, yalan her şey dahildir.
Böyle bir felsefe, bireyi “homo ekonomikus” olarak gören ve hayatı, ötesi olmayan bir labirent gibi algılayan batı kapitalizmine ait sanal bir değer olarak kabul edilebilir. Oysa elest bezmine perçinli, adaleti ve merhameti imanının izdüşümü yapan, Muhammedi muştudan nasipdar aşk ve gönül adamları için kalp kırmak,gönül yıkmak, kul hakkı yemek günahların en büyüğü sayılmalıdır. Ne ki; uygulamaya baktığımızda rollerin ters dağıtıldığına tanık oluyoruz. Batı ve gelişmiş ülkeler bize göre çok daha elit ve etik bir siyaset pratiği ile gerçekleştiriyorlar seçim süreçlerini. Yalan ve iftira ile yazık etmiyorlar birbirlerine. Seçimler onlarda bir demokrasi şölenine dönüşüyor adeta.
Peki,“Yalansız bir dünya mümkün müdür?” Bu soruya evet demek de en büyük yalandır. Dargını barıştıran,sevgiliyi ikna etmek için söylenen tatlı yalanlardan bahsetmiyorum. Günümüzde kimler yalandan beslenmiyor ki?!
Devlet adamları,tarihçiler,bilim adamları,şirketler,medya organları, generaller,din adamı geçinenler, istatikçiler, falcılar, siyasetçiler. Hele hele politika ve savaş, koltuk ve beka için katledilen DOĞRULAR VE GERÇEKLER olmuyor mu? Elbette en tehlikeli yalanlar da sonuçları itibarıyla devlet başkanlarının,generallerin ve politikacıların söyledikleri yalanlardır. Irak işgal edilirken, Suriye talan edilirken, Vietnam’a saldırılırken,Türk yurtları birer birer esir edilir, Anayurt Türkistan lime lime parçalanırken çağdaş firavunların, modern diktatörlerin yalanlarına aldanmamış mıydı masum insanlar?
Yalan inancımıza göre haramdır,yalan söylemek günahtır. Zaaflarımıza rağmen iyi insan olmaya gayret etmek, hem kendimize, hem sorumlu olduğumuz topluma,en önemlisi de Yaratıcımıza ahdimiz değil midir.? Fatiha suresi bizi bu dileklerle şereflendirip, esfel-i safilinden sırat-ı müstakime kanatlandır mıyor mu? Yahu kardeş, namaz bizi dönüştürmüyorsa ,secdenin sıcaklığı taşlaşmış kalbimizi eritmiyor,vahyin diriltici soluğu vicdan aynamızdaki kalın tozları savurup dağıtmıyorsa, dilimiz nifak, kin ve nefretin, iftira ve husumetin vasıtası haline dönüşmüşse biz nasıl iyi bir insan olabiliriz?
Niye soruyorum bu tılsımlı soruları ? Olan biteni ben de anlamaya çalışıyorum da ondan. Baksanıza belki Cumhuriyet tarihimizin en sert,en gergin, en adaletsiz,en tehlikeli seçim sürecinden geçiyoruz. 31Mart Mahalli İdareler Seçimi toplumu adeta kabak gibi ikiye böldü. Akp ve Mhp sözcüleri, başkan adayları, milletvekilleri, genel başkanları günlerdir MİLLET ittifakına hakaretler yağdırıp, iftiralar atmakta, tehditler savurmaktadır. YSK’nın temiz kağıdı verip adaylıklarında bir sakınca görmediği kişilere bile tahammül edilememekte,
İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener hapse atılmakla tehdit edilmekte, CHP’nin Ankara adayı Mansur Yavaş seçilse bile görevden alınacağı bizzat Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilmekte, milletin yarısına illet, zillet denilerek hakaret edilmektedir. Ben bugüne kadar böyle bir rezillik görmedim. Halka gına geldi.
Geçen hafta İstanbulda’ydım. Kocaman binaların cephelerine asılmış dev afişler.. hepsi AKP,R.T.Erdoğan ve Binali Yıldırım’ait. Bilbordların neredeyse tamamı AKP’’ye kiralanmış. Onlarca kanal, yani yandaş medyada sabahtan akşama kadar AKP adaylarının tanıtım programları ve millet ittifakıyla ilgili yalanlar. Ekrem İmamoğlu davet edildiği kanalda bile doğru dürüst konuşturulmuyor. Bazı kanallar paralı tanıtım filimlerini dahi programlarımız dolu diyerek geri çevirmişler. Cumhur İttifakının İstanbul mitingi için Avrasya tüneli ve sahil yolu trafiğe kapatılıp, gazetelerden öğrendiğimize göre belediye araçlarıyla bedava yolcu taşınmış. Yazarlar soruyor; Avrasya Tüneli’nin taahhüt edilen sayıda araç geçiş ücretleri nereden ve nasıl ödendi? Aynı imkanlar diğer ittifak için neden sağlanmıyor?
Bu kadar adaletsiz bir yarışta kimin birinci geldiği önemli mi sizce? Tamam da ittifakları zorunlu hale getiren bu sistemi dayatan da siz değil misiniz? Sayın Erdoğan ve sayın Bahçeli istiyor ki; bütün partiler onların kurduğu ittifaka katılsın. Katıldın mı iyi, vatansever oluyorsun.Yok ,ben bu yarışa farklı bir takımla katılmak istiyorum dersen sen şer cephesinde pkk ile berabersin,hainsin. Yetti artık be.Alın bütün belediyeler sizin olsun. Ama ne olur seçimden sonra bu ayrıştırıcı,kutuplaştırıcı kin ve nefret dilini bırakın lütfen.Yani ne Uzunköprü,ne Edirne,ne de Tekirdağ analizi yapmak gelmiyor içimden. Kim kazanırsa kazansın ama bitsin artık bu çile.

  • Etiketler
  • Yorumla

ANKET

Sitem nasıl?

Fotoğraf Albümleri
Video Galerileri
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz